Hakkari

  • Genel Bilgi
  • Coğrafi Durum
  • Tarımsal Durum
  • Fotoğraflarla Hakkari




  • İKLİM  Hakkâri illinin iklimi, yörelere göre de değişiklikler göstermektedir. İlin yüksek kesimlerinde Doğu Anadolu'nun sert karasal iklimine yakın bir iklim tipi egem enken, ildeki vadi tabanında Akdeniz ikliminin etkisi görülmektedir. Bu iklim koşulları bitki örtüsünde de belirtilmekte, yüksek kesimlerdeki sert iklim, bitkilerin gelişimini engellememektedir. Buna karşılık, ildeki vadi tabanında egemen olan Akdeniz iklimi, susam, pirinç ve meyve yetişmesine de olanak vermektedir. İlimizde en yüksek sıcaklık 27 Temmuz 1966'da 38,8 derece olarak, en düşük sıcaklığın ise 2 Şubat 1967'de -22,6 derece olarak ölçülmüştür.Hakkari'de yılın 134,8 günü açık, 17,3 günü bulutlu, 57,3 günü ise kapalı geçmektedir. Hakkâri İlinde yılın 35,8 günü kar yağmakta ve  yılın 102,5 günü kar örtüsü altında kalmaktadır. İlde yılın 9,5 günü sis, 1,8 günü dolu 29,8 günü ise kurak geçmektedir.
  • SICAKLIK Hakkâri'nin yıllık sıcaklık ortalaması, Doğu Anadolu'daki birçok il merkezinden daha yüksektir. Merkez İlçenin yıllık sıcaklık ortalaması 9,4 derecedir. 
  •  YAĞIŞLAR Hakkâri'ni yıllık sıcaklık ortalaması 791,7 mm'dir. Doğu Anadolu'daki birçok il merkezinden daha yüksek olan bu değer, komşu il merkezlerinden Van'da 384,0 mm, Siirt'te 756,2 mm, Mardin'de ise 713,4 mm'dir. Hakkâri'de en çok yağış mart ve nisan, en az yağış ise temmuz ve ağustos aylarında düşmektedir. 
  • RÜZGÂRLAR Ortalama rüzgâr hızının 2,0 m/sn olduğu ilde, egemen rüzgar yönü güney-güneydoğudur (kıble -keşişleme). Bunu, kuzeybatı (karayel) ve güney-güneybatı (kıble-lodos) izlemektedir. İlde en hızlı esen rüzgâr ise, saniyede 30 m hızla güney-güneybatıdır (kıble-lodos).
  •  TARİHİ YAPISI Hakkâri adı, eskiden Van gölünün güneyinde ve bir bölümü de İran'a doğru uzanan yörelere yerleşmiş "Hakkar" kabilesinin isminden gelmektedir. Arap dili, coğrafyası ve tarihlerinde bölge adı "Hakkariye" olarak geçmekte olup, "Hakkarlar'ın Şehri" anlamına gelmektedir. Yörede yapılan araştırmalarda ele geçen belgelerden ve çevrede bulunan kaya isimlerinden bölgenin tarih öncesi çağlarda yerleşim yeri olduğu, sırayla Sümerler, Akadlar, Urartular ve Asurluların uzun süre yaşadıkları tespit olunmuştur. İlk çağlarda müstahkem bir kale gözüyle bakılan ve bu yüzden uzun savaşlara sahne olan Hakkâri 1514'de Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.
  • Birinci dünya savaşı sonrasında 24.04.1915'de Rusların işgaline uğrayan Hakkâri 22.04.1918. tarihinde kurtarılmıştır. 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile Musul dâhil beş bölge ve ulusal hudutlar dışında kalan Hakkâri aynı yıl il statüsü kazanmıştır. 1933 yılında Van İline bağlanmış, 1936 yılında yeniden il statüsü kazanmıştır.
  • HAKKÂRİ YER YÜZÜ ŞEKİLLERİ Van Gölü'nün güneydoğusuna düşen ve doğuda İran, Irak sınırına dek uzanan Hakkâri il alanı, Türkiye'nin en sarp ve dağlık yörelerinden biridir. 1941'de yapılan Birinci Coğrafya Kongresi'nde "Hakkâri Bölgesi" olarak adlandırılan Doğu Anadolu'nun güneyindeki bu yöre Asya ve Avrupa dağlarının birbirine yaklaşması ve sıkışmasıyla yükselmiştir. Yüksek plato ve dağlar, genellikle kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanan havzalarla parçalanmış olmakla birlikte, vadilerin çok derin, dik ve genç olması nedeniyle, ovalık alanlar son derece sınırlıdır.
  •  HAKKÂRİ PLATOLAR VE YAYLALAR  Hakkâri il alanının, %10,3'ü platolarla kaplıdır III. Jeolojik Zamanının sonlarında Avrupa ve Asya dağlarının birbirlerine yaklaşmasıyla yükselen bölgede kalkerli ana yapı, iklim ve suyun etkisiyle kubbeleşmeye başlamıştır. Kubbeleşmenin başlamasıyla, toprakların, suya buzul ve ısı farkına dayanıksız yerleri, vadi ve çöküntü olukları şeklinde oyulmuştur. Böylece dar boğaz ve çöküntü alanlarıyla parçalanmış geniş plato düzlükleri ortaya çıkmıştır. Bunların en önemlileri Nordüz, Feraşin ,Mirgezer ve Mendin platolarıdır.
  •  AKARSULAR Hakkâri il toprakları, Dicle Havzası içersinde kalır. Dicle Irmağına katılan Büyük Zap ve Habur suları ile Büyük'a Zap karışan Avarobaşin, Şemdinli ve Hacıbey sularının havzaları da bu ana havza içinde kalmaktadır.
  •  GÖLLER Hakkâri'de özellikle Cilo, Sat ve Karadağ üzerinde buzul ve krater gölleri bulunmaktadır. bunların en önemlisi Gelyana Gölü'dür. Ayrıca, Karadağ eteklerinde de güzel görünümlü buzul gölleri bulunmaktadır. Bunların en önemlileri Seyithan, Golaşin ve Golan gölleridir. 
  •  HAYVAN TÜRLERİ İl yaban hayvanları bakımından son derece zengindir. Ancak, son yıllarda yapılan düzensiz avlanmalar sonucu, Hakkâri'deki kimi hayvan türlerinin sayısı azalmıştır. İlde en çok rastlanan hayvanlar; dağ keçisi, dağ koyunu, ayı, kurt, vasak, porsuk, sansar, tilki, tavşan, keklik, ördek, kaz, turaç, toy, angut, turna ve bıldırcındır. Bunların kuş türleri genellikle Yüksekova İlçesi'nde, dağ keçisi Merkez İlçe ve Çukurca İlçesi çevresinde, dağ koyunu ve Karadağ yöresinde, ayı ise Şemdinli ve Çukurca'da görülmektedir.
  •   TURİSTİK YERLERİ İlimiz gökyüzüne uzanan yüksek dağları, derin vadileri, buzullu göl ve dorukları, yüksek şelaleleri, rengarenk ot ve çiçeklerle bezenmiş Alpin çayırları, devamlı karlarla kaplı yüksek zirveleri, yazın koyun ve kuzu sürülerinin meleştiği soğuk sulu serin yaylaları ile dağcılık, su ve kara avcılığı, kış sporları, doğa yürüyüşü ve raftingin rahatlıkla yağılabileceği turizm açısından zengin doğal kaynaklara sahiptir.  
  •  YAYLA TURİZMİ Berçelan yaylası ve çevresi dağcılık, kayakçılık, doğa yürüyüşü imkanlarına, güzel floraya sahip bir alandır. Berçelan yaylası diğer yaylalar gibi yöre halkının yazın hayvanlarını otlatmak ve ürünlerini değerlendirmek için göç ettikleri, geleneksel kara çadırları ile yaşadıkları bir yayladır. Hakkari 18 km uzaklıkta bulunmaktadır. Yayla civarında yer alan Seyithan buzul gölü çevreye ayrı bir özellik ve güzellik katmaktadır. Dağcılık ve kayak sporları için uygun alanların bulunduğu bölgede kara avcılığı da rahatlıkla yapılabilmektedir Berçelan yaylasının batısında bulunan Golan yaylası yörenin en önemli kayak merkezi olabilecek bir konumdadır. Golan yaylasına 15 km'lik yolla ulaşılmaktadır. Cilo-Sat dağlarındaki yaylalar diğer yaylaların sahip oldukları özelliklerin yanı sıra dağcılık sporu açısından Türkiye'nin en önemli bölgeleridir. Sürekli karlı tepeleri, krater gölleri ve hırçın doğası ile olağanüstü güzelliklere sahiptir. Cilo-Sat dağlarına Hakkari 37 km uzaklıktadır. 
  • DAĞ TURİZMİ Hakkari doğal yapısı nedeniyle Kış sporları ve Dağcılık açısından Türkiye'nin en önemli bölgesi olma potansiyelini taşımaktadır. Hatta tanıtım ve tesis eksikliğinin giderilmesi halinde iç turizmin yanı sıra dış turizminden de talep olacaktır. Hakkari'nin kuzey batısındaki Karadağ, orta kesimindeki Cilo Buzul dağları ve Güneyindeki Sat dağları Dağ turizmi için en önemli bölgelerdir. Bu dağlarda bulunan krater (Buzul gölleri) gölleri de ayrı bir çekim unsuru olmaktadır. Cilo ve Sat dağlarında yazın gezi ve tırmanış yapacaklar için en uygun zaman Haziran başı ve Eylül sonu arasıdır.Kış tırmanışları içinse en uygun aylar Şubat ve Marttır. Diğer aylarda çığ düşme tehlikesi vardır.  
  • MÜZE VE ÖREN YERLERİ  Kaya Resimleri Hakkâri'nin batısında yer alan Gevaruk ve Tirşin yaylalarında, kayalar üzerine kazınarak çizilmiş binlerce kaya resmi bulunmuştur. Adeta açık hava müzesi niteliğinde olan ve çok geniş bir alana yayılı bulunan bu zengin resimlerin benzerlerine, doğuda Azerbaycan'da kayalar üzerine çizilen yaklaşık 4.000 adet resimde ve güneyde de Filistin'de kayalar üzerine çizilen yüzlerce kaya resimlerinde rastlanılmaktadır. Gevaruk ve Tirşin yaylalarındaki kaya üstü resimleri yaklaşık olarak M.Ö. 6.000-1.000 yıllarına tarihlenmektedir. Ancak bu resimlerin büyük bir kısmının daha sonraki devirlerde de çizildikleri anlaşılmaktadır. Buradaki tasvirlerin büyük çoğunluğu stilize edilerek yapılmışlardır. Buna karşılık, o devirlerde bölgede yaşayan zengin av hayvanları hakkında yine de küçümsenemeyecek önemli bilgiler vermektedirler. Resimlerin büyük bir kısmını, dağ keçileri, bizon ve çeşitli av hayvanları ile avda kullanılan tuzak sahneleri, sihir ile ilgili motifler, stilize edilmiş şekiller mevcuttur. Koç Heykeli Yüksekova ilçe merkezinde bulunan koç heykelinin yan yüzlerinde Gevaruk kaya resimlerindeki motiflere benzer betimlemeler vardır. Dörtte bir kütle biçimindeki heykelde, baş ve ayaklar çıkıntı olarak işlenmiştir. Ön ve arka ayaklar birbirinden yalnızca yarıkla ayrılmıştır ve boynuzları yuvarlak ve oymadır. Yapıtın bir yüzüne koça binmiş eli kargılı bir adam, onun da arkasında ellerinde yuvarlak nesneler tutan dört adam, üç koç, bir kama ve bir silah çizilmiştir. Benzer bir koç heykeli Yüksekova'nın 5 km. güneybatısında bulunan Gagevran köyünde bulunmuştur. Heykelin yöredeki Nasturi kilisesinden söküldüğü sanılmaktadır. Yapıtın üst yüzeyinde mimari bir bütünün parçası olduğunu gösteren kabartma bir bölüm vardır. Dirheler (Dev Evleri) Yüksekova ilçesinde yer alan Tirşin Yaylası'nda bulunan dirheler üçü dördü bir arada birbirini koruyabilecek yakınlıkta, yol üstünde, kayalara oyulmuş dev boyutlu yapılardır. Dirhelerin Assur saldırılarına karşı haber alma kuleleri ya da yaylaya çıkılan sürüleri korumak ve yayla güvenliğini korumak için yapılmış küçük savunma kütleleri olduğu sanılmaktadır. Hakkâri Kaledibi Buluntuları (Hakkâri Stelleri) Kaledibi'nde yapılan bir temel hafriyatı sırasında tarihi eserlere rastlanılmış, Yapılan inceleme ve kazı çalışmaları sonucunda, Kaledibi'nde Hakkâri tarihini aydınlatacak özellikte üzerinde insan figürleri işlenmiş 13 stel (mezar taşı) bulunmuştur. Üst kısmı geniş alta doğru da daralarak sivri bir yapıda olan figürlü taşların kenarları kısmen düzeltilmiş arka yüzleri ise kabaca tıraşlanmıştır. Ön yüz tamamen düzeltildikten sonra ya alçak kabartma ya da kazıma tekniğiyle işlenmiş figürlerle doldurulmuştur. Genel olarak stellerin yüzeyine kabaca işlenmiş insan, hayvan ve savaş aleti motifleri vardır. Urartu Mezarlığı Hakkâri merkez, Gazi Mahallesi, Anadolu Lisesi inşaat sahasında ortaya çıkarılan ve M.Ö. 1. bin başlarına tarihlenen bu mezar odası Urartu dönemi ve Erken Demir Çağı'ndaki mezarlarla benzerlik göstermektedir. Burada bulunan mezar odası örneklerine Van Karagündüz nekropolü kazılarında rastlanmıştır. Kırmızı Kümbet Mezarlığı Gülereş Baba Mahallesi'nde kuzeyden güneye doğru eğimli bir sırtta yer almaktadır. Zaviye kalıntısının kuzey tarafındaki düzlük kesimde Osmanlı döneminden kalma üzerleri kitabeli, zengin bitkisel ve geometrik desenli mezar taşları mevcuttur. Melik Esed Mezarlığı Biçer Mahallesi'nde Melik Esed Camii'nin batı tarafında hazire şeklindedir. Burada bir kısmı yerinde dikili, diğerleri etraftan toplanan 25 tane üzerleri kitabeli ve zengin süslemeli mezar taşı tespit edilmiştir. Çiçek, yaprak ve dal motifleri mezar taşlarının en belirgin süslemeleridir. Kale Altı Mezarlığı Biçer Mahallesi'nde, kalenin doğu kesiminde kalan büyükçe bir mezarlıktır. Bu mezarlığın değişik kesimlerinde 16 adet, çoğu yerlerinden sökülmüş sanatsal özelliğe sahip, üzerleri bitkisel ve geometrik desenlerle bezenmiş mezar taşlarına rastlanmıştır. Bu mezar taşlarından çoğu taşınarak koruma altına alınmıştır.
  •    KALELER Bay Kalesi Şehrin güney tarafında ve merkeze 7-8 km. uzaklıkta bulunan kale, deniz seviyesinden 20-25 m. yükseklikte sarp ve kayalık bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kaleye hem kuzeyden hem de güney tarafından tırmanmak mümkündür. Mimari dokusu büyük ölçüde tahrip olan kalenin en üst kesiminde moloz taşlar ve horasan harcı ile tutturulmuş duvar izleri mevcuttur. Etrafa dağılmış seramik parçalarından Demir Çağı'ndan Ortaçağ sonlarına kadar burada yerleşimin olduğu anlaşılmaktadır. Tuğla ve seramikler dışında üzerinde harç ve süslemeler olan bir taş parçası ile üzerinde kazınmış ters lale motifleri kalenin diğer kalıntılarını teşkil eder. 
  • SARAYLAR Kelat Sarayı Şemdinli'ye 17 km. uzaklıktaki eski ilçe merkezinin güneybatısında dere kenarında kurulmuştur. Saray (konak) büyük ölçüde yıkılmış olup halen ayakta kalan iki kemer ve bir duvar bulunmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlı ve üç katlıdır. Yapının kesin tarihini veren kitabe veya herhangi bir yazılı belge mevcut değildir. Mahalli kaynaklara göre Seyit Ahmet Sıddık tarafından yaptırıldığı belirtilen sarayın günümüze kadar ayakta kalan güney duvarındaki kalıntılardan, cephenin ortada kapı ile bunun yanındaki pencereler ile hareketlendirildiği anlaşılmaktadır. İç içe kademelendirme yapan sivri kemerli açıklığa sahip kapı dıştan taşıntılı kuşatma kemeri ile sınırlandırılmıştır. Kayme Sarayı Saray Nehri'ndeki eski yerleşim yerlerinin kuzey tarafında ve bugünkü köy evlerin batısında yer alan iki katlı saray, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Günümüzde sarayın kuzey ve batı duvarları ekseriyetle, doğu ve güney duvarları kısmen ayakta kalabilmiş ancak, üst örtüsü tamamen yıkılmıştır. Yapının zemin ve birinci katları birbirinin aynı, ortada dikdörtgen iki salon ile dörder odadan meydana gelmiştir. Sarayın kuzey ve güney cephelerinde ortalarına açılmış kapılardan girilmekte, odalara hem salondan hem de birbirlerinden geçilmektedir. Yapının yıkılmış doğu cephesi dışındaki kuzey, güney ve batı cephelerinin kapı ve pencerelerle hareketlendirildiği görülmektedir. Kapının üzerinde üst kata açılan ahşap konstrüksiyonlu bir balkon olduğu anlaşılan açıklık bulunmaktadır. Yine bu cephede tek süsleyici unsur olarak kapı kuşatma kemerinin sağ ve sol üst köşesindeki kitabeler dikkati çekmektedir. Yapının batı cephesi altlı üstlü sekizer pencere ile hareketlendirilmiştir. Güney cephesinde ise sadece kapı ve pencerelerin yerleri belirlenebilmektedir. Sarayın cephelerinde düzgün kesme taş, içteki odaların bölme duvarlarında moloz taş kullanılmıştır. Cephelerindeki düzgün kesme taş işçilik dikkat çekmektedir.
  • KİLİSELER  Hakkâri (Koçanis) Konak Kilisesi Kilise, Hakkâri merkeze 18 km. uzaklıktaki Konak köyünde, genişçe düzlüklerin ve kayalıkların bulunduğu bir vadi içerisinde yer almaktadır. 16,70x8,30 m. dış ölçülere sahip, doğu–batı ekseninde uzanan, güney cephesinin batı köşesine kaydırılmış bir kapı ile girilen kilise köyün doğu tarafına vadiye hâkim noktada doğal kayalık bir platform üzerine kurulmuştur. Kilise iç mekanı iki bölümden meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi doğrudan dış ile bağlantılı sahın bölümü, ikincisi sahından iki kapı açıklığıyla geçilen doğudaki bema bölümüdür. Ayrıca, kuzey tarafa kayalıkların üzerine, biraz yüksekte kalan ve havalandırmaya geçiş sağlayan bir bölüm ilave edilmiştir. Kuzeydeki bölüm dışında yapının dış cephesi tamamıyla düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. Kapı, iki renkli taşlarla süslenmiş sivri kemerli girinti içerisine açılmıştır. Cephenin çatıya yakın üst kesiminde batı tarafta sekiz satırlık Nasturi dilinde bir kitabe yerleştirilmiştir. Kilisede biri bu kitabenin altında, diğeri ortaya yakın yerde olmak üzere dairesel şekilde iki güneş saati yer almaktadır. Halil Kilisesi Hakkâri'ye 10 km. mesafede, ana yol kenarındaki Halil mevkiinde bulunmaktadır. Nasturilere ait olan yapının üzerinde kitabe ve süsleme mevcut olmadığından, hangi tarihte kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Kilise doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı ve iki bölümden oluşmaktadır. Batıdaki birinci bölüm daha büyük tutulmuştur. Buraya batı cephesinden bir kapı vasıtasıyla girilmektedir. Bu bölümün üzeri doğu-batı doğrultusunda uzanan beşik tonozla örtülmüş ve duvarlara dolap nişleri açılmıştır. Doğudaki ikinci bölüme daha büyük olan birinci bölümden iki kapı vasıtasıyla geçilmektedir. Oda kuzey-güney istikametinde dikdörtgen biçimli ve tonoz örtülüdür. Bu bölümün doğu duvarına ve kapı eksenine gelecek şekilde sivri kemerli bir niş yerleştirilmiştir. Yan duvarlarda dolap nişleri bulunmaktadır. Yapının tamamında taş kullanılmış olup, dış cephelerde düzgün sıralı kaba taşlar dikkati çekmektedir. Yapı oldukça sağlam toprak bir dam ile kapatılmıştır. Derav Kilisesi Zap Vadisi'nde, Üzümcü köyünün ilerisinde, Derav mevkiinde bulunmaktadır. Zap Suyu'nun karşı tarafındaki sırtta, eğimli bir arazide kurulmuştur. Nasturilere ait olduğu kabul edilen yapının üzerinde kitabe veya süsleme olmadığından yapının tarihi ve dönemi bilinmemektedir. Oldukça küçük olan yapının batı doğrultusuna uzanan dikdörtgen bir planı vardır. İki odadan oluşan kilisenin dikdörtgen planlı odasının üzeri beşik tonozla örtülüdür. Batı tarafı açılmış ve mazgal pencerelerden yapı aydınlatılmıştır. İkinci odaya, buradan sivri kemer açıklıklı iki demir kapıdan girilmektedir. Burası da dikdörtgen planlı ve beşik tonoz ile örtülüdür. Doğu tarafından da beşik tonozlu kayalıklara oturmaktadır. İki yan duvarına dolap nişleri açılmıştır. Yapının tamamı moloz taşlar ve kayalardan yapılmıştır. Dıştan üzeri toprakla örtülüdür ve duvarları yer yer yıkılmıştır. Buna rağmen sağlam bir görünümü vardır. Gagevran Köyü Kilisesi Derav Vadisi, Gagevran köyü yakınlarında 2. yüzyıldan kalma kayalara oyulmuş kiliseler vardır. Duvarlar içten nişler ve Hz. İsa'nın yaşamını konu alan fresklerle süslüdür. 
  •  MEDRESELER Meydan Medresesi 1984 yılında onarımı yapılan medrese Hakkâri'nin Biçer Mahallesi'nde bulunmaktadır. Medresenin giriş kapısındaki kitabeden 1700-1701 yıllarında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Hakkâri yöneticilerinden İzzeddin oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Dikdörtgen planlı medrese, avlulu, iki katlı medreseler grubuna girmektedir. Yapıya güney cepheden girilmektedir. Avlunun dört yanını iki kat halinde revaklar dolanmaktadır. Alt kattaki revaklar değişik başlık ve şekilleri olan sütunlara ikinci kattakiler ise payelere oturmaktadırlar. Revak gözleri sivri kemerli, bölümleri ise tonoz örtülüdür. Zeynel Bey Medresesi Hakkâri'nin Gülerek Mahallesi'nde bahçeler içinde, bir dere kenarında yer alan ve bugün büyük ölçüde yıkılmış olan medrese Hakkâri beylerinden, Zeynel Bey tarafından yaptırılmıştır. Zeynel Bey'in medreseyi Hakkâri beyliğinde kaldığı 1560-1578 yılları arasında yaptırdığı kuvvetle muhtemeldir. 
  • MEZARLIKLAR Urartu Mezarlığı Hakkâri merkez, Gazi Mahallesi, Anadolu Lisesi inşaat sahasında ortaya çıkarılan ve M.Ö. 1. bin başlarına tarihlenen bu mezar odası Urartu dönemi ve Erken Demir Çağı'ndaki mezarlarla benzerlik göstermektedir. Burada bulunan mezar odası örneklerine Van Karagündüz nekropolü kazılarında rastlanmıştır. Kırmızı Kümbet Mezarlığı Gülereş Baba Mahallesi'nde kuzeyden güneye doğru eğimli bir sırtta yer almaktadır. Zaviye kalıntısının kuzey tarafındaki düzlük kesimde Osmanlı döneminden kalma üzerleri kitabeli, zengin bitkisel ve geometrik desenli mezar taşları mevcuttur. Melik Esed Mezarlığı Biçer Mahallesi'nde Melik Esed Camii'nin batı tarafında hazire şeklindedir. Burada bir kısmı yerinde dikili, diğerleri etraftan toplanan 25 tane üzerleri kitabeli ve zengin süslemeli mezar taşı tespit edilmiştir. Çiçek, yaprak ve dal motifleri mezar taşlarının en belirgin süslemeleridir. Kale Altı Mezarlığı Biçer Mahallesi'nde, kalenin doğu kesiminde kalan büyükçe bir mezarlıktır. Bu mezarlığın değişik kesimlerinde 16 adet, çoğu yerlerinden sökülmüş sanatsal özelliğe sahip, üzerleri bitkisel ve geometrik desenlerle bezenmiş mezar taşlarına rastlanmıştır. Bu mezar taşlarından çoğu taşınarak koruma altına alınmıştır.
  • KÖPRÜLER Taş Köprü Şemdinli ilçe merkezine 12 km. ve Nehri köyüne 4 km. mesafede bulunan köprü Şemdinli Deresi üzerinde kurulmuştur. Yüksek dağların arasında derin bir vadide yer alan, kuzey-güney istikametinde tek açıklık halindeki köprünün her iki ayağı da kayalıklara oturmaktadır. Köprünün yüksekliği 11 m., uzunluğu ise 21 m. olup tek gözlü ve yolu eğimli köprüler grubuna girmektedir.





  • COĞRAFİ DURUMU Türkiye'nin Serhat illerinden olan Hakkari Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneydoğu ucunda 42-10 ve 44-50 doğu boyları ile 36-57 ve 37-48 kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Güneydoğuda Irak, Doğuda İran, Kuzeyde Van ve Güney batıda Şırnak illerine komşudur. İlin toplam yüzölçümü 714,6 km2 dir. İlimizde karasal iklim hüküm sürmektedir. Doğu Anadolu bölgesinin iklim özelliklerini taşır. Şehir merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1720 m dir. Bölge topografyasına dağlar hakim olup İl sınırları dahilinde 4000 m yükseklik seviyesinde bir çok dağ ile geniş bir alanı kaplayan rakımı 2000 metreye yakın ovalar mevcuttur. Zap vadisi Hakkâri nin en önemli sebzecilik ve meyvecilik alanlarını teşkil eder. Zap Vadisinde Klimatik değerler Hakkarinin genelinden farklıdır. Mikroklima özelliği gösteren bu bölgede Akdeniz iklimine uyum sağlamış nar, susam, çeltik vb. bitkiler yetiştirilebilmektedir.
  •  DOĞAL YAPISI Hakkari İli, Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneydoğu ucunda 42 10've 44 50' doğu boylamları ile 36 57 ve 37 48' kuzey enlemleri arasında yer alan bir sınır ilidir. İl merkezinin denizden yüksekliği1.720 m' dır. 9.521 km2'lik il alanı, güneyden Irak, doğudan İran toprakları; kuzeyden Van, batıdan Şırnak illeriyle çevrilidir. İl topraklarını, doğudan İran sınır dağları; kuzeyden Başkale ovaları, Karadağ, Nordüz Platosu, Terma Dağı; batısında ise Tanin dağları gibi doğal sınırlar kuşatır. İlin güneyindeki doğal sınırı eski Arabistan kütlesinin kuzeye doğru sokulan oldukça dalgalı uçları oluşturur. Yeryüzü şekillerinin yaklaşık %88'ini dağların oluşturduğu Hakkâri illinde toprakların %86'sı tarıma elverişlidir. Bununla birlikte ekili - dikili alanın il alanı içindeki payı ancak %1.4'tür. Türkiye topraklarının %1.2'sini kaplayan ve 1980'de 155 000 kişinin yaşadığı ilde km2'ye 16 kişi düşmekteydi. Bu önemsiz nüfus varlığıyla ülke nüfusu içinde binde 3.5 gibi bir paya sahip olan Hakkâri Türkiye illeri arasında sondan bir önceki sırada bulunuyordu. 
  •  YER YÜZÜ ŞEKİLLERİ Van Gölü'nün güneydoğusuna düşen ve doğuda İran, Irak sınırına dek uzanan Hakkâri il alanı, Türkiye nin en sarp ve dağlık yörelerinden biridir. 1941'de yapılan Birinci Coğrafya Kongresi'nde , "Hakkâri Bölgesi" olarak adlandırılan Doğu Anadolu'nun güneyindeki bu yöre Asya ve Avrupa dağlarının birbirine yaklaşması ve sıkışmasıyla yükselmiştir. Yüksek plato ve dağlar, genellikle kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanan havzalarla parçalanmış olmakla birlikte, vadilerin çok der, dik ve genç olması nedeniyle, ovalık alanlar son derece sınırlıdır.



    • BİTKİSEL ÜRETİM Hakkâri nüfusun % 70 i geçimini tarım ile sağlamaktadır. Tarımla uğraşan nüfusun %50 si hayvancılıkla uğraşmaktadır. Geniş çayır-meraların ve yüksek yayların bulunduğu İlimiz hayvancılık yapmaya oldukça elverişlidir. Bunun dışında arıcılık, su ürünleri yetiştiriciliği, ipekböcekçiliği gibi entansif ve semi-entansif üretim faaliyetlerine son derece uygundur. İlimizin su kaynakları bakımından zengin olması, geniş tarla arazilerine sahip olmaması, ciddi bir hava kirliliğinin olmaması, araziye ve doğaya fazla müdahale edilmemesi sonucu tahrip edilmemiş bir doğaya sahip olması, zengin bir floristik yapıya sahip olması sebebiyle özellikle arıcılık ve su ürünleri yetiştiriciliği için önemli bir cazibe merkezidir. Tarla ürünleri içerisinde ilk beş sırayı ekiliş alanlarına göre Yem bitkileri(Yonca-Korunga ve Fiğ), Buğday, Arpa, Tütün ve Çeltik yer almaktadır. Sebzeler içerisinde domates, hıyar ve karpuz öncelikli ürünlerdendir. Meyvelerden ise en çok ceviz, üzüm, elma, nar ve incir yetiştirilmekle olup, bunları diğer meyveler takip etmektedir. 2011 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi verilerine göre İlde 13.339 adet çiftçi kayıtlıdır. Ayrıca İlde 10.500 adet tarım işletmesi mevcuttur. İlimiz doğal florasında yöremize özgü çok sayıda endemik türler bulunmaktadır. Bunların en önemlilerinden biri olan Ters lale(Fritillaria imperalis L.) yöremiz için sembol olacak öneme sahip bir soğanlı bitki türüdür.
    •  HAYVANSAL ÜRETİM Hakkari İli yüksek rakımlı bir arazi üzerine kurulmuş olduğundan flora ve fauna özellikleri açısından karakteristik bir yapıya sahiptir. Flora desenine bakıldığında hayvancılık için oldukça uygun otlaklar bulunmaktadır. Otlakların varlığı geçmiş yıllarda küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğini özendirmiş ve sayısal olarak hayvan varlığı çok olumlu bir noktaya getirmiştir. İlimiz yaklaşık 370.000 Ha zengin Çayır ve Mera alanıyla küçükbaş hayvancılık için çok önemli bir cazibe merkezi konumundadır. İlimizde 33.036 Büyükbaş, 320300 Koyun bulunmaktadır. İlimizde Arıcılık önemli bir Ticaret kolu olacak şekilde yüksek öneme ve üretime sahip bir Tarım Faaliyetidir. Sadece İlimiz merkezinde 1300 'ü kara kovan olmak üzere yeni tip ile beraber 20.000 civarında kovan bulunmaktadır. Ve bu Kovan sayıları her geçen yıl artan bir ivme ile artmaktadır. Bunun nedeni İlimizin Arıcılık için benzersiz bir Floraya sahip olması ve bu Flora sayesinde elde edilen Bal Ürününün çok kaliteli çıkması ve Piyasalarda çokça alıcı bulması gelmektedir. İlimizde bol miktarda tatlı su kaynağı bulunmaktadır. Kültür balıkçılığı potansiyelinin yüksekliğini gösteren bu faktör sayesinde İlimiz Merkez ilçede 6 adet ve Şemdinli ilçemizde 2 adet olmak üzere toplam 8 adet Alabalık İşletmesi olup, bunlardan 4 tanesi faal durumdadır.
      

                             


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     



     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     


     
     
     
     
     

    ''